Kasım

AKUT için 10k 53 dakikada koştum! Köprüden  koşarak geçmek, Barbaros bulvarında  karnaval havasını yaşayarak, soğuk rüzgarı suratında hissederek koşmak… İçimde kendimce kazandığım bir diğer zafer de 7 ay önce ayakkabımı bağlayamıyorken bugün rüzgara doğru koşabilmek.. 

Bitiş çizgisinde dizlerimin üstünde ağlıyorum, nefesime, bedenime, kalbime, kaslarıma teşekkür ederek, bu yolda beni yarı yolda bırakmadıkları için onlara minnetlerimi sunarak, en çok da Allah’a şükrederek koşumu alnımın akıyla tamamlıyorum. 

 Artık evde yaptığım pilates bana yetmiyor. Sanırım kendimi profesyonel ellere teslim etme, eliptikten dolayı yuvarlaklaşan kaslarımı uzatma,hala 102 kiloymuşum gibi duran omurgamı düzeltme vaktim geldi. 

Reformer. En özeli, en güzeli. Kendimi, kaslarımı, uzadığımı, esnediğimi en iyi hissettiğim yer. Keşke daha önce başlasaymışım, tüh! Ama spor hocam Ebru, 25 kiloya kadar fazla kilosu olanların zaten yapması pek doğru değil demişti. 36 kiloyu zaten evde tek başıma spor yaparak verdim. Artık kendimi şımartma vaktim geldi. 

Kaçamak mı o da ne?  Neden kaçayım mutluluktan? En büyük mutluluk artık 38 beden pantolon giyebilmek. Çikolata, pasta, börek, çörek, yemezler…. Benim karnım sahte mutluluklara tok. Anlık tatminler gerçek mutluluğu benden uzağa götürüyorsa istemem kalsın. İleride zaten ölçülü ve yakmak üzere yiyeceğim. 🙂